Pazar, Haziran 30, 2013

MATRUŞKA MASALI

En sevdiğim masal Zümrüdü Anka Kuşu masalıdır. Babam çok güzel anlatırdı. 
Belki ondan sevdim. Ben de çok güzel dinlerdim. Babam ne anlatsa dinlerdim. Ne anlatsa severdim.
En son duyduğum masalı hiç sevmedim. Belki babam anlatmadı diye sevmedim. Sanmıyorum. Bu masalı babam da anlatsaydı, sevmezdim. Anlatan çirkin anlattı çünkü. Babam gibi anlatmadı. Doğru anlatmadı. Doğruları anlatmadı. Kesin ondan sevmedim. Ben de çok şaşırarak dinledim. 
Değişik bir masal bu. İçinde çok başka masallar var bu masalın. Masallarla dolu bu masal. 
"Matruşka" olsun masalın ismi.
Anlatıcısı belli bu masalın. Gezi parkı düşman toprağı bu masalda. Parktakiler bölücü, terörist. Kazan ölüyor bu masalda. Kazan doğuruyor. Çok insan da inanıyor.
Park çok kalabalıktı. "Bir" kişi yoktu parkta. Herkes "aynı kişi" değildi.
Ülkesine tapan, aşık, memleket için kaygılı, parka öfkeli parktakilere hırslı pek çok vatansever, zahmet edip gelmedi parka. Bi kere gelmedi! Kendi gözleriyle görmedi, kendi sözleriyle duymadı parkı, parktakileri.
Gelmeyen, görmeyen, duymayan, olmayan bilemez parkta olanı biteni.
"-miş'li" geçmiş zaman çok yanlış bir referans, çok sorunlu bir dil parkı anlarken; anlatırken.
"Parkın her yeri apo posteri!" diyor anlatıcı masalda.
O çirkin adamın posterini asmadılar diyemem. Astılar. Ben asmadım ama. Asana yardım etmedim. Asanla, asana yardım edenle oturmadım, sohbet etmedim.
Sorsam belki, "neden asıyorsun apo posterini buraya? neden hayransın ona bu kadar?" desem , neler anlatacak kim bilir.
Ben bilmiyorum.
Ben de dinlerim. Belki hafif öfkeli. Ona göre çokça önyargılı.
O güzel adamın posterini asan çok gördüm parkta. Farklı farklı posterlerini asan çok gördüm. Hepsinde sarışın, hepsinde mavi gözlü, yakışıklı!
Hepsinde Atatürk! 
Yardım da ettim asanlara. Kendim hiç asmadım ama. Zaten gerek de yoktu benim asmama. Asan o kadar çoktu. Asanlarla oturdum, sohbet ettim.
Sormadım hiç. "Neden asıyorsun Atatürk posterini buraya? neden hayransın ona bu kadar? demedim.
Gerek yok sormaya. Biliyorum çünkü. Biliyoruz.
Böyle anlatmıyor masal. Gerçekleri anlatmıyor anlatıcı. Gerçekleri anlatan masal mı olur deme! Olur!
Eğer yaşananlar masal gibiyse, olur. Masal yalan değildir. Masal, masaldır! Masal “yalan” oldu mu, ben üzülüyorum her çocuk gibi.
“Türk bayrakları yakıldı parkta!” diyor anlatıcı masalda
Türk bayrağı yakan görmedim hiç. Kendim yakmadım. Yakan birini tanımıyorum.
Yakan olmuştur. Ben görmedim. Görseydim engel olmaya çalışırdım. Görenler engel olmaya çalıştı çünkü. 
Sürekli yakılamadığına kefilim hepimizin bayrağının. Yemin ederim.
“Türbanlı kardeşlerimize saldırdılar!” diyor anlatıcı masalda.
Türbanlı bir kadına, bir kıza, bir insana hiç saldırmadım. Saldıranı görseydim engel olmaya çaılşırdım. Görenler öyle yaptı çünkü. İnan bana. Yemin ederim. 
Saldıran birini tanımak bile istemem. Tek kelime etmem.
Olmuş bir iki olay. O bile fazla. 1 bile fazla. Çok fazla. Keşke hiç olmasaymış. Umarım bir daha olmaz.
Kimseye saldırmadım ki zaten. Saldıranlardan korudum ama kendimi. Gazı sevemedim. Tazyikli,ilaçlı(!), şifalı sudan,coptan haz etmiyorum pek. Suç mu bu? Gözaltılar oldu çünkü. Çok oldu hem de. Kayboldu bazıları gözaltında. İnsan "gözaltına aldığını" kaybeder mi? Anahtarlık mı bu? 
Adı üstünde gözaltında. Gözünün önünde yani. Neler neler kayboldu daha başka.
“Camide içki içtiler. Alem yaptılar!” diyor anlatıcı masalda.
Camide içki içmedim. İçen birini görmedim. İçeni de anlamam. Görüntüleri varmış. Bekliyoruz hala. Onlar da kayboldu herhalde. 
Bu hiç olmadı. Camide içki içilmedi. Bu ayıp oldu. "Camide içki içildi!" demek ayıp oldu.
“Oldu” diyor anlatıcı çünkü. "Oldu" diyen, doğru söylemiyor.  "Oldu" diyor doğru söylemeyen. Israr da ediyor. İyi yapmıyor ısrar ederek.
Müezzin "olmadı" diyor: "Camide içki içen olmadı" diyor.Müezzin doğru söylüyor. Müezzin gördüğünü söylüyor. "Görmedim" diyor. Müezzin oradaydı. Ben değildim. Sen? Sen orada mıydın? Anlatıcı orada mıydı?
Sanmıyorum.
 "Oldu" diyor yine de doğru söylemeyen. Israr ediyor. Milyonlara "oldu" diyor. Milyonlara doğruyu söylemiyor. Yazık ediyor. Günaha giriyor. Kandırıyor. Onu çok sevenleri, çok sayanları, oy verenleri kandırıyor en çok.
Onlar da saf; inanıyor. Ne bilsinler...ne desinler…Yoktu onlar orada.
"Büyük bir oyun var! Faiz var, lobi var!" diyor anlatıcı masalda.
Ben oyun görmedim parkta. Monopoly, jenga, amiral battı hariç. Kızma birader! Bana kızma! Halay oyun sayılır mı? Çok halay vardı çünkü. Çeşit çeşit. Boy boy.
Lobi de görmedim ben parkta. Divan otelin, Point Hotelin, Ceylan'ın lobileri hariç.

Masal severim ben de her çocuk gibi. Çok masal duyuyorum bu aralar. Her vatandaş gibi. Matruşka dolu her yer. Her günümüz. 
Çok sevdiğim bir masal daha var. Bir alman masalı. Bir kral var masalda. Zevkine düşkün bu kral. Sarayı var. 2 tane dolandırıcı var. Terzi onlar. Dalkavuklar dolu masal.
Önü/arkası, sağı/solu, üstü/başı hep dalkavuk sarayın.
Halkı saf kralın. Her cahil halk gibi. 
Kral kibirli. Her kral gibi.
Bir çocuk var masalda. Çocuk korkmuyor. Her çocuk gibi. Susmuyor çocuk. Sonunda herkesi uyandırıyor. Bağırıyor. Bağırarak uyandırıyor:
"Kral çıplak!" diyor. "Kral çıplak!"
Herkes uyanıyor.
Kral utanıyor. 
Çocuk gülümsüyor.


2 yorum:

  1. Günümüze çok güzel uyarlamışsınız.Anlatım dilinizi beğeniyorum.

    YanıtlaSil
  2. cok güzel ellerine saglık...

    YanıtlaSil