Çarşamba, Temmuz 16, 2014

KABİN BASINCI

Hiç heyecanlandırmıyor beni bu seçimler de.Bir Honduras-Ekvador maçı kadar bile heyecanlandırmıyor hem de. Zaten kupa da bitti. Canım zaten sıkkın!
Üstüme gelme!
Ülkem yeterince geliyor zaten üstüme!
"Bu ülke..." diye başlamayı sevmiyorum, "KENDİ" ülkemi anlatırken, anlarken. 
"BU mesafesinde" değilim çünkü ülkemden. Uzakta değilim. Cihangir'deyim. 
"Bu ülke" diye anlatamam, anlayamam. Kendimi "sıyaramam". 
Ben de kabahatliyim!
Epeydir beni heyecanlandıran bir seçim bulamıyorum kendime. Uzun zamandır "Beni" %100 temsil ettiğini düşündüğüm, %100 "BEN" olan bir aday bulamıyorum.
Oysa her seçimde elime pusula tutuşturuyorlar.
%100'ü çoktan geçtim zaten. Beklentilerimi zaten ufaladım çoktan. %40'a fitim şu sıralar.
"KÖTÜNÜN İYİSİNİ" seçmek zorunda bırakılmaktan, aklı başında bir seçmen olarak çok sıkıldım. Seçeneksizlikten daraldım. Bu bir seçen insan için en fenası. 
Seçeneksizlik! 
Yine bir SEÇENEKSİZLİKLER SEÇİMİNE doğru gidiyoruz.
Bütün siyasetini "BİZ BUYUZ. BUNU YAPACAĞIZ.ŞU PROJEYİ GELİŞTİRDİK...." demek yerine; "ONLAR BU!BUNU YAPTILAR.ŞUNLARI YAPACAKLAR SANA!" üzerine kuranlar, beni nasıl heyecanlandırsın?
Ben hepsinden daha çok "siyasi partiyim".
Tek kişilik bir partiyim.
Bir tane oyum var. 
"BANA" çok yükleniyorlar. Çok yüklüyorlar beni. Bana çok güveniyorlar. Bu kadar güveni aşırı buluyorum. Keşke hislerimiz karşılıklı olabilseydi. Zaten öyle de olması lazım değil miydi? 
OY VERİLMEZ çünkü aslında! OY , ALINIR! 
Keşke ben de onlara güvenebilseydim bu kadar.
"TWİTTER MUHALEFETİNDEN" öteye geçemeyenler zaten hak etmiyor benim %100'ümü.
 Ama ülkem de hiç hak etmedi başına gelenleri son yıllarda. Ben ülkemden yanayım. Ülkeme oy vereceğim ben. Yenisini, eskisini bilmem!
Ülkemi bilirim ben. Ülkeme ne yapılmak istendiğini bilirim.
"YENİ TÜRKİYE" dediği; "ESKİ İRAN". 
Annemi düşünüyorum. Yeğenlerim var. Amcayım ben, dayıyım. Ablalarım var. Abim var aslan gibi. SEÇMENKEN, seçerken; ya da seçmezken bunları; onları düşünüyorum. Aklım onlarda.
Gerçi büyük abla KANADA VATANDAŞI oldu. O güvende. Hakkı Bey güvende. Oğulları, yeğenlerimin 5'te 2'si  güvende.
Aklım onlarda. 
Keyifleri yerinde ama akılları keyifsiz. Akılları burada. 
Her seçim mevsiminde ROMANTİK değil; PRAGMATİK oluyorum ben
Hüzünleniyorum azıcık. İklimden herhalde.
Çok isterdim ROMANTİK olabilmeyi. Ama izin vermiyorlar ki! 
Çok isterdim o toz kokan kabinde, bir an için bile olsa, önemsendiğimi sanmayı çok isterdim. 
Ülkemi kurtardığımı düşünebilmeyi çok isterdim.
Hiç bu kadar istememiştim kendimi kandırmayı. 
Bir an için bile olsa, çok isterdim o kabinin içinin, medeni ve demokratik bir ülke olduğunu sanmak. Küçük ama mutlu, umutlu bir ülke olsun çok isterdim o kabinin içi. Kendimi, o ülkenin tek vatandaşı olarak, bir sonraki vatandaş gelene kadar, o küçük kabin ülkesinde kaybetmeyi isterdim. Gerçi kolay kolay kaybolmazdım.
Pusulam var sonuçta!
Gerçek ülkeme döndüğümde oradan, bir şeylerin değiştiğini hissetmeyi çok isterdim.
Çok özledim bir şeyler hissetmeyi. Bir şeylerin değiştiğini görmeyi çok özledim.
Ablamları özledim bir de.
Birilerinin değişmesi gerek önce.
Sonra eve dönüp uyamayı çok isterdim. Huzur uyutur insanı.
Uyurken aklın geride kalmaz eğer huzurluysan.
Belki olur bir gün. Belki huzur olur. Ülkem değişir, gelişir falan filan...Biz de uyuruz rahat rahat.
Oralardan başlayacak bir şeyler "olmaya". Kabinlerden. Kabindekilerden.
O küçük ülkeler ilham verecek, bütün ülkeye. Değişecekse "BÜTÜN" ülke; o küçük ülkeler, o küçük ülkelerin vatandaşı değiştirecek.
Sensin o VATANDAŞ. Kendini küçümseme bu kadar. Küçümsetme! Tokatlatma kendini, el öpme!
Hiç istemiyorum oy vermek. Hem de hiç! Oy vermek istemeyenler, parti kursak, zorlarız belki barajı. 
Şu barjı da bir yıkamadık! 
Debisi çok düşük demokrasimizin."Türk İşi" demokrasimiz. Her işimiz gibi.
Debisi düşük demokrasi yıkamaz hiçbir barajı; aşamaz hiçbir barikatı.
Tatilden dönmek istemeyenleri, dönmeyecek olanları da anlayabiliyorum. O beachleri, mohitoları, yazlıkları, okeyleri, mangalları, bronzlukları bırakmak istemeyenleri anlayabiliyorum.
0y vermek istemeyenleri anlayabiliyorum. ÖFKE PARTİSİ'nin sivillerini anlayabiliyorum. Ben de onlardanım.
Biraz da vatansever bir öfke olduğunu düşünüyorum bu öfkenin.
Öfkeliyim, hınçlıyım, yorgunum...
Faydalı bir hınç...Dinamik bir yorgunluk...
Kolestorolün bile faydalısı, tümörün bile iyi huylusu var. Umudunu kaybetme.
Ben vereceğim oyumu. O bir tane oyumu da verceğim. Bütün hıncımı o kabinde alacağım.
Onlar için de, yani tatilciler, bronz üşengeçler, okeyciler, yorgun umursamazlar için de oy vermek çok isterdim lakin benim oyum bir tane.
Ve kime oy vereceğimi bilmiyorum.
Fakat kime oy vermeyeceğimi çok iyi biliyorum.
Şimdilik bu da yeter. Şimdilik bununla yetiniyorum.
Sonra...Sonrayı sonra konuşuruz...
Herkese iyi tatiller!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder